Sevginin Gücü Adına Vesta 77

19-12-2016

ZİHİNSEL BOTOKS GERİ

2016 yılı bizlere “ölüm”, “yas”, “kayıp” gibi kavramları oldukça yakından ve süreklilikle deneyimlettirirken, adeta zihinsel botoks etkisi yarattı.

Dünya büyük bir dönüşüm süreci deneyimlerken, ülkemizdeki pek çok insan hüzünlü, öfkeli, şaşkın, ne yapacağını bilmez halde ve oldukça kaygılı. Üzüntü ve kaygı duygulanımlarının yoğun bir şekilde bir arada hissedilmesi ise zihinsel düzeyde küntleşme oluşturuyor.

Beden, zihnin somut hali olduğu için; zihinlerdeki küntleşme, bedensel ve duygusal olarak da hissizleşmeyi ve duyarsızlaşmayı beraberinde getiriyor.

 

Şu an “zihinsel botoks” etkilerini “zihinsel detoks” a dönüştürmek için ne yapmalı?

 

Kendimize her an enjekte ettiğimiz zorundalıklara bir son vermeli; “bu olay böyle olmak zorunda; o bana yardım ederse ben de ona yardım ederim,; ben iyiyim-güçlüyüm, onlar ne yaparsa yapsın vb.” zihinsel düşünce akımlarına bir son vermeye niyet etmeliyiz. Sadece kendine hizmet etmeyi hedefleyen düşünceleri özgür bıraktığımızda kendimize uyguladığımız zihinsel şiddete de son vermiş oluruz. Böylece “teslimiyet” duygusu ile beraber aslında hiçbirşeyin kontrolümüzde olmadığını ve her gerçekleşen olayın bir amaca hizmet ettiğini bu bağlamda her ne oluyorsa daha iyiye ve güzele yönelmek için olduğunu idrak edebiliriz.

Bedensel olarak yavaşlamak. Bedensel eylemlerinizi yavaşlattığınızda zihniniz de dinginleşir. Ne zaman bir kaos içerisinde ne yapacağını bilemez hissettiğinizde tek yapmanız gereken “yavaşlamaktır”. Yavaşladığınızda öz hisleriniz ile temasa geçer ve gerçekten ne yapmayı, ne düşünmeyi istediğinizi fark edebilirsiniz. Bu bağlamda farkındalığın ilk adımı: yavaşlamaktır.

Tek başınalık deneyimlerinizi arttırın. İnsanın kendine gözlemci olarak yaklaşması iç sesi ile temasını arttırır. Kendi bedensel duyumlarınızı gözlemleyin. Bedeninizin size verdiği mesajı dinlemeye niyet edin. Örneğin yorgun hissediyorsanız, yorgunluğunuz ile konuşmayı deneyin.  Önce yorgunluk hissiyatını bedeninizin en yoğun hangi bölgesinde hissettiğinizi algılayın, ardından bu bölge ile içsel bir dialog başlatın. Yorgunluğun, dinginliğe dönüşmesi için neye ihtiyacı olduğunu sorun, ve kalbiniz ile dinleyin.

Düşüncelerinizin esiri olmayı seçmek yerine, düşüncelerinin efendisi olmayı seçin.  Her ne düşünüyorsak “o”nu yaratıyoruz. Herşey canlı ve belirli bir frekans halinde titreşen enerji akımıdır. Dolayısı ile her ne düşünüyorsak, konsantrasyonumuzu-dikkatimizi neye yöneltmeyi tercih ediyorsak “o”nu büyütür ve çoğaltırız. Örneğin terörün son bulmasını istiyorsak terörü lanetlemek yerine, barışa evet, sevgiye evet demeyi hem zihinsel hem de kalpten dile getirmeyi öğrenmeliyiz. Farkında olmadan ve muhtemelen istemeyerek istemediğimiz şeyleri telaffuz ederek onları daha da güçlü kılıyoruz. Nasıl bir dünyada yaşam deneyimlemek istiyorum? Cevaplarınızı görün ve eyleme geçin. Ve hatırlayın herşey bir adım ile başlıyor. Önce siz gülümseyin ki Dünya gülümsesin. Önce siz kendinize uyguladığınız zihinsel, duygusal, bedensel şiddete son verin ki; Dünyada şahit olduğunuz şiddet yerini sevgiye ve barışa dönüştürsün. 

Sevginin Gücü Adına Vesta77 

Yazdır