Sevginin Gücü Adına Vesta 77

04-01-2016

ÖZÜMÜZDEKİ BEYAZ GÜVERCİN GERİ

Özgür akan nefesin eşliğinde göz kapaklarını hisset ve ağır ağır gözlerinin üzerine çekilmelerine izin ver. Nefesin bir su gibi akarken kalbinin ritmine odağını yönelt, şu an kalbinin melodisi sana ne anlatmakta dinle…

Şimdi, kalbinin tam ortasında beyaz bir güvercin imgele, bu senin özel beyaz güvercinin kalbinin tam ortasında duruyor. Bu beyaz renk sana neyi, nasıl çağrıştırıyor? Bırak zihin pınarın aksın. Zihninin sadece seyircisi olmayı tercih et. Düşünceler, gökyüzündeki bulutlar gibi geçip gitsin, düşüncelere sadece tanık olma halini sürdür. Sessizliğin özündeki sese kulak ver, bedenindeki dönüşen duyumların izini sür…

Kalbinin izindeki huzura, sakinliğe, esenliğe, barışa odaklanarak yavaşça nefesin özgür rtimik dalgaları ile farkındalığını “şimdi ve burada” ya davet et…

Ve kendine bir kelime söyle, bu kelime nedir ?

 

Her bir biricik insan varlığının çok özel umutları, çok değerli inanç ve algı sistematikleri mevcut. Her birimiz; bolluk, bereket, sevgi ve barış zemininde köklenmiş bir gezegende var olmayı sonsuza dek hak ediyoruz. Çünkü her birimiz “Sevgi” nin en değerli, biricik parçacıklarıyız. Özümüzde tek bir demokrasi var, onun adı da: “sevgi”. 

Ancak son yıllarda bir bilinç buhranının harmanında demlenmekteyiz adeta. Her birimiz doğum-ölüm döngüsünde “yaşam” adını verdiğimiz sonsuz serüvende kendimizi hatırlamaya çabalıyoruz. Bu meraklı çaba sürecinde, birçoğumuz; “Biz, ‘bir’iz, tek nefes’iz , sevgi, barış, aşk” gibi kelimeleri telaffuz ediyoruz.

Ancak bir durun; hangimiz, gerçekten özümüzdeki sonsuz aşk, sonsuz barış ile temas etmeyi tercih ediyoruz?

 

Erasmus soruyor ; “Kendi kalbi ile barışık olmayan birisinin başkalarıyla barış içerisinde yaşaması mümkün müdür?”

Dışarıda gördüğümüz herşey yüreğimizde var ettiğimiz resmin, bir fotoğrafıdır. Özünüzde var olmayan hiçbir şeyi dışarıda görmeniz, duyumsamanız, temas etmeniz olasılık dahilinde değildir. Bu gerçeklik zemininde, yaşam döngünüzde, her ne ile temas etmek istiyorsanız öncelikle onu özünüzde oluşturmanız gerekiyor.

Örneğin; şu an Dünya genelinde; “BARIŞ” zeminde rahat, huzurlu, mutlu bir biçimde yaşamayı, geleceğe umut ile yönelmeyi isityorsak öncelikle “Barış”ı kendi özümüzde var etmenin yolllarını keşfetmeliyiz.

Bu keşif sürecinin ilk adımı ise: “OLANI OLDUĞU GİBİ KABUL EDEBİLMEK” ten geçiyor.

Her neyi şu mevcudiyetinde deneyimlemekteysen, “iyi-kötü; güzel-çirkin; olumlu-olumsuz” ayırımı yapmaksızın her şeyin senin kendini hatırlamana vesile olan bir araç olduğunun farkında mısın? Ve başına her ne gelirse gelsin, her neyi deneyimlemekte isen herşey için şükredebiliyor musun?

Yanıtın: “Evet” ise; özünde “beyaz güvercini” yaşatabilen “denge”li bir insan varlığısın demektir.

 

‘Barış’ ın karşıtı ‘savaş’ tır. Ve biri olmadan bir diğeri var olamaz. Özümüzde hangi ikilemler ile savaş halindeyiz? Hiç düşünme merceğinizi bu alana yöneltmeyi tercih ettiniz mi? Sürekli olarak daha iyisini ararken; yüzümüzü, bacağımızı, ürettiklerimizi hatta çocuğumuzu, eşimizi beğenmeyerek, kendi içsel sistematiğimizde yargılayıcı bir savaş alanı oluşturduğumuzun farkında mıyız? Bizden farklı olana tahammül eşiğimiz ne durumda? Bunların ne önemi var demeyin; eğer “Barış” ın somut formlarını Dünya gezegeninde duyumsama niyetinde isek; önce öz benliğimizdeki savaş alanını fark etmeli ardından herşeyi olduğu gibi kabul etme cesareti ile yaşam serüvenimizde yol alabilmeliyiz. Her nefesin bir fırsat olduğu bilinci ile her deneyime şükretmeyi başardığımız an “Barış” ta var olduğumuz ‘an’dır. İşte o “an” ağzımızdan gerçek “barış” sözcükleri dökülecektir. Eğer özümüzde “barış” var olmuyor ise; “Savaşa Hayır” demeyi tercih ederiz belki de farkında olmadan. Bu demektir ki; özdeki savaş halen devam ediyor. Zihin-beden-ruh kopuk kopuk bir zeminde. Beden ve ruhta “savaş” var bir diğer deyim ile “kabullenmeme, reddetme hali”; ancak zihin: “savaş istemiyorum” diye hayrıkıyor. Ve günümüzde birçok insanın beden-zihin-ruh dinamiği işlevsel olmayan bir mevcudiyette var olmaktadır.  Beden-zihin-ruh ahenkle barış danslarını yaptıklarında zaten bireyin ağzından dökülen sihirli kelime: “Barışa Evet” olacaktır.

 

 

Yazdır