Sevginin Gücü Adına Vesta 77

14-11-2016

HAFTANIN EN SEVİLEN GÜNÜ ......... GERİ

Gökkuşağı gibi, haftanın her bir  harikulade günü ayrı bir rengi, birbirinden farklı enerji motivasyonlarını bizlere yansıtmaktalar…

Ancak sanırım özellikle ülkemiz insanın arasının bir türlü çok da iyi olmadığı bir gün Pazartesi. Hemen hemen herkesin Pazar öğleden sonrasını takiben çekim alanına  girdiği “Pazartesi Sendromu” var örneğin.Peki hiç düşünüyor musunuz, nasıl oluyor da haftanın ilk günü bir türlü çoşkuyla, sevinçle ve sevgiyle karşılanmıyor (istisnalar hariç) ?

Pazar gününüzü nasıl değerlendirdiğiniz Pazartesi gününe yansır. Şimdi hızlıca; Pazar günü boyunca neler yaptığınızı, neler düşündüğünüzü, nasıl duygulanımlar duyumsadığınızı , film şeridi misali gözünüzün önünden geçirin. Pazar günü yaşam enerjimiz ile buluştuğumuz bir gündür. “Bir”lik bilincinde olduğumuz bir gün. Kendimize en yakın mesafede olduğumuz gün Pazar günüdür. Pazar gününü “Güneş” gibi düşünün Güneş herşeyi aydınlatır. Pazar günü kendi içsel benliğinize yönelerek neye ihtiyacınız olduğunu sorgulayacağınız, en temeldeki arzularınızı farkındalık düzeyinize çıkaracağınız bir gündür. Bir “Güneş” olduğunuzu zihninizde imgeleyin. Kendi benliğinizin hangi yönünü aydınlatarak ortaya çıkarmak istersiniz? Soru sorun kendinize; “gerçekte ben kimim? Dünya gezegenindeki misyonum nedir? Bütünün hayrına olacak henüz farkına varamadığım yeteneklerim nelerdir? Vb. Sorun ve bırakın. Sorulabilen her bir sorunun yanıtı muhakkak vardır. Ve siz bütünüyle hazır olduğunuzda yanıt ile buluşursunuz.

Pazar günü “tatil”, “dinlenme” gibi kavramlar ön plana çıkmaktadır. Lakin, “dinlenmeyi gerçekten biliyor muyuz?” Dinlenmek elinizdeki mobil cihazınızda oyun oynamak, sosyal medya hesaplarını takip etmek değildir. Çok sevdiğiniz bir kitabı okumak değildir. Zevkle beğendiğiniz bir filmi izlemek değildir. Çocuklarınız, eşiniz, akrabalarınız ile geçirdiğiniz zaman dilimleri “dinlenme” değildir. Bu “an”ların her biri sizlere zevk, çoşku, aşk, sevgi, mutluluk, neşe gibi duygular deneyimletir, sosyalleşen benliğiniz daha iyi hissetmenize vesile olur.

Dinlenme: tüm benliği; ruhsal-zihinsel-duygusal bedenlerin her birinin “bir” olduğu anda gerçekleşir. Bir başka deyim ile zihnin ötesine geçtiğinizde. Zihniniz sizin ile sürekli diyalog halinde olan 2-3 yaşlarındaki bir çocuk gibidir, sürekli sorgular, mantıklı yanıtlar arar durur. Halbuki zihni susturduğunuzda bütünün ahengini deneyimlersiniz mutlak teslimiyet ve kabulleniş. Bedeniniz sizin ile sürekli iletişim halinde ancak çoğunlukla bedenimizi dinlemek yerine zihnimizin mesajlarına daha çok kulak veriyoruz. Sürekli zihin bedeni dinlediğimizde ve hiç dinlemeyi tercih etmediğimiz duygu bedenimiz ve ruhsal beden katmanlarımız bizim dikkatimizi çekmek için “hastalık” adını verdiğimiz dengede olmama halini yaratıyorlar. İşte o an duruyoruz değil mi? Halbuki hergün 5 dakika kendi özümüzü dinlemek için zaman oluşturmak ne kadar da kolay…

Şimdi şöyle bir toparlayacak olursak Pazar günü “Güneş” sizsiniz, hayat veren sonsuz yaşam gücü, bu enerjiyi nasıl değerlendirdiğiniz Pazartesi gününe yansıyacaktır. Tıpkı Güneşin ışınlarını bizlere yansıtan Ay gibi. Güneşiniz ne kadar parlak ise yansımanız bir o kadar olağanüstü görünecektir, değil mi?

Siz tüm Pazar gününü enerjinizi dışsal boyutta odaklarsanız, ne olduğunu anlayamadan Pazartesi gününe adım atıverirsiniz. İşte bu nedenle “kaos” deneyimler ve buna da Pazartesi sendromu dersiniz.

Bilinçdışımızda var olanların en yoğun duyumsandığı gün Pazartesi günüdür. Bu nedenle Pazartesi günü duygularınızı gözlemleyin. Gün içerisinde sık sık mola vererek “sessizlik alanı” oluşturun ve tüm konsantrasyonunuzu nefesinize yönlendirin. Zihninizdeki düşüncelere müdahale etmeksizin akıp gitmelerine izin verin. Bedeninizdeki değişen duygularımların izini sürün. Bedenimde duyumsadıklarım ve hissettiğim duygular bana ne anlatıyor? Sorusunuz kendinize yöneltin.

Pazar gübü fark ettiğimiz benliğimizin en derindeki ihtiyaçlarımızı  Pazartesi günü kabul alanımıza taşıma günüdür. Pazartesi bir dedektif gibi iz sürdük, fark ettik ve sonrasında ertesi gün bu ihtiyaçların beslendiği kaynak ile temas etme zamanıdır. Siz en çok neye ihtiyacınız olduğunun farkında değilseniz, bilinçdışınızın baskısı nedeni ile Pazartesi gününü daha düşük bir motivasyon enerjisi ile deneyimlemeniz kaçınılmazdır. Çünkü deneyimlediğiniz her olay bilinçdışınızın size bir seslenişidir. Olayın içeriğine takılmadan sadece sürecin size vermek istediği mesaja odaklanmayı tercih ederseniz muhteşem Pazartesi’leri yaşam yolculuğunuz boyunca sürekli deneyimleme fırsatını yaratırsınız.

Daha başka neler mümkün???

Yazdır