Sevginin Gücü Adına Vesta 77

27-02-2017

GEÇMİŞİ BÜTÜNÜYLE DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN... GERİ

Geçmişin yüklerinden Kurtulun !

İlişkilerde bir türlü aradığınızı bulamıyor, kariyerinize istediğiniz yönü veremiyor, parayı elinizde tutamıyor ve 'Niye hep beni buluyor?’ diye sorup duruyor musunuz kendinize? Belki de aradığınız cevap geçmişinizde saklıdır.

Sorunun ardındaki armağını görmeye niyet etmek

Yaşam döngümüzde sorun ya da problem olarak nitelendirdiğimiz herşey bize kendi özümüzü hatırlamamız için sunulan fırsatlardır. Bir başka deyim ile problemler/sorunlar insan varlıklarının psikolojik büyümelerini destekleyen durum ve süreçlerdir.

İkili ilişkilerinizde, kariyer yaşamınızda, çocuklarınızla, arkadaşlarınızla deneyimlediğiniz sorunlar size birşey anlatmaya, farkına varmanız gereken bir niteliğinizi hatırlatmaya çalışıyor olabilirler.

Her insan varlığı parmak izi ve soluk ritmi ile eşsiz ve benzersizdir. Şu an deneyimlediğiniz ve “olumsuz” olarak nitelendirdiğiniz her olay ve durumun yaratıcıları bizzat kendinizsiniz. Evet doğru okuyorsunuz, şu an deneyimlemekte olan herşeyi siz oluşturuyorsunuz. Çünkü bilinçdışınızdaki “güvenli” alana gidiyorsunuz. Bilinçdışımızın en önemli fonksiyonu: organizmayı hayatta tutmaktır, dolayısıyla “kimse beni sevmiyor, ben başarısız bir insanım, mutluluğu hak etmiyorum” vb. bir hikayeniz bilinçdışınızda kayıtlı ise, her nasıl düşünürseniz düşünün güvenli alanınızı yeniden oluşturmadığınız sürece karşılaştığınız insanlar farklı ancak size benzer olay ve durumları deneyimletiyor olacaklar. Bir başka deyim ile kişiler, mekanlar, zaman değişecek ancak size iletilmek istenen mesaj aynı olduğundan “niye hep ben, yine mi aynı şeyleri yaşıyorum!” diyerek hayıflanacaksınız. Ya da tüm geçmişinizi bütünüyle kabullenmeyi seçerek yeniden doğmayı seçeceksiniz.

İkinci Doğum

İnsan varlıklarının çoğu geçmişi değiştirmek isterler, ancak bu nafile bir çabadır. Eyleme geçirilecek yegane şey; geçmişi bütünüyle geri kazanmak ve farkındalıkla kendini olduğu gibi kabul etmeye ve sevilmeye özgürce bırakmayı seçmektir. Her insan varlığı ebeveynlerini seçerek Dünya gezegeninde beden almayı tercih etmiştir. Doğum Psikolojisi alanında yapılan araştırmalar göstermektedir ki; anne karnında geçirdiğimiz tüm süreç, yaşamımızdaki seçimlerimiz ve kim olduğumuz hakkında oldukça büyük bir öneme sahiptir. Hatta, anneannemiz, annemize hamile iken bizler annemizin yumurtalıklarında Dünya ya merhaba demek üzere potansiyel bir can olduğumuzu düşünecek olursak, kuşaklar boyu zihinsel-bedensel ve duygusal anlamda zengin bir miras ile doğuyoruz. Geniş ailemizin deneyimlediği travmatik izler bizlerin de duygusal, zihinsel ve bedensel hafızalarımızda kayıtlı bulunmakta ve bugünümüzü etkilemekte.

Olumlu Düşünmek/ Dua Etmek Yeterli Değil

Olumlu ve Yaratıcı Biçimde Eylemde Olmak Gerekiyor

Travmatik izleri fark etmek, farkında olmak ve pozitif/ olumlu düşünmek yeterli olmuyor. Kabulün ardındaki basamak niyet ederek eyleme geçmek.  Ancak kendi gölge yönlerimiz (istemediğimiz/yadsıdığımız) ile bütünleşmeyi seçtiğinde diğer insan ya da olayların sizi üzmediğini, öfkelendirmediğini sadece kendinizi üzgünlük ve öfke duygu durumlarını deneyimlemeyi seçtiğinizi idrak ettiğinizde farkındalığınız artacak ve psikolojik olarak büyüyeceksiniz.

Bunun için:

Atalarınızdan Miras Olumlu Olmayan Kayıtları Dönüştümek için Hareket Edin:Bedensel ve zihinsel hafızamızda yer alan travmatik izlerin dönüşümü ancak bedeni hareket ettirdiğimizde dönüşmekte ve şifalanmaktadır. Beden; zihnin somut hali olduğu için bedende gerçekleştireceğiniz minik bir değişim zihinde büyük bir açılıma vesile olmaktadır.

Beyin Yarımkürelerini Eş Zamanlı Çalıştırın:

Beynimizin sağ yarımküresi süreçte; sol yarımküresi ise sadece süreçte gerçekleşen eylemin niteliği hakkında kayıt yapmaktadır: bu eğlenceli, sıkıcı, heyecanlı gibi. Beynimizin muhakeme merkezi pre-frontal korteks ise bizleri akılcı ve analitik düşünmeye sevk eden bölümüdür ve beynin limbik sistemi ile sürüngen beynin hikayesidir. Bu bağlamda bedeni hareket ettirirken eş zamanlı olarak duyguları/ hissiyatları da dile getirmek beynimizin limbik sistemi olan duygularımızın ana merkezini dönüştürecektir. Bir olayı anlatırken o olaya yönelik “tanık” konumuna geçmek ve olayın bedende hangi duyguları uyandırdığına gözlemci olmayı seçerek uygulanan düzenli bilinçli farkındalık çalışmaları ve meditasyon uygulamaları ile beyin yarımküreleri dengeli çalışırken beyin dalgaları düşerek alfa ve teta frekans aralığında titreştiğinde iyileşme gerçekleşmekte aynı zamanda benliğimizin merkezi olan kalbimizin hareketleri de yavaşlayarak sağlıklı olma halimizi destekleyecektir.

Doğum Hikayenizi Öğrenin:

Ebeveynleriniz sizleri Dünya ya getirmeye niyet ettiklerinde neler hissediyorlardı? Ebeveynleriniz sizin doğumunuza nasıl hazırlandı? Hamilelik süreci boyunca duygusal-zihinsel ve fiziksel destek yeterli miydi? Ve doğum süreci nasıl gerçekleşti, her bebek gibi siz de Dünya ya geliş biçiminizi seçtiniz. Kısa ve kolay normal bir doğum süreci mi deneyimlemişsiniz yoksa uzun ve manevraları bol olan zorlu bir doğum süreci mi olmuş? Dünyaya nasıl merhaba dediyseniz her yeni girişiminizde, her yeni başlangıçta örtülü bellekte kayıtlı olan tüm hissiyatlar yeniden canlanır, doğum anınızda oluşan süreç bilinçdışında yenilenmektedir. Dolayısı ile yeni bir girişimde bulunuyorum ancak girişimin meyva vermesi çok uzun oluyor diyor iseniz, her yeni ilişkimde kendimi “güvensiz” hissediyorum diyorsanız, doğum hikayenizi detaylı bir şekilde öğrenmenizde büyük fayda var ardından yeniden, sizin seçtiğiniz doğum tercihlerinizden yaratılan doğum senaryosu ile ikinci doğumunuzu psiko-terapi sürecinde dönüşüm odaklı psiko-terapiler ile gerçekleştirmeniz mümkündür. 

Yazdır