Sevginin Gücü Adına Vesta 77

17-08-2016

BİR "NEFES" TE GENÇLEŞİN GERİ

 

 

Kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz? Nüfus cüzdanınızda yazan rakamları bir diğer deyim ile kronolojik yaşınızı zihninizden bir an için uzaklaştırın. Sadece nefesinize ve kalbinizin ritmine odaklanın, hayalleriniz, yaşamdan beklentileriniz, yaşama sunmayı hedefledikleriniz, yaşam ile olan bağınızı, ilişkinizi gözden geçirin ve hissettiğiniz yaşı fark edin, hissettiğiniz yaş, sizin psikolojik yaşınızdır. Bir de biyolojik yaşımız var; kaslarımızın, sinir sistemimizin ve organlarımızın işlevselliğine göre her an farklılaşan yaşımız. Ancak en önemli olan yaşımız şüphesiz ki reputasyonel yaşımız(anılma yaşımız) ki; ne kadar yaşadığımızı değil nasıl bir yaşam sürerek çevremizdeki insanların zihinlerinde nasıl izler bıraktığımızın, gelecek nesillere neler armağan ettiğimizin belirleyicisi olan anılma yaşımız sayesinde bir ömür  üretip ardımızda bıraktıklarımızla bir asır zihinlerde ve kalplerde var olmamız mümkündür. Bu bağlamda fark etmiş olmalısınız ki, ne kadar yaşadığımız değil nasıl yaşadığımız çok daha önem kazanmaktadır. Yaş almak hayatın bizlere sunduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Alacağımız yaşları nasıl deneyimleyeceğimiz kendi tercihlerimiz sonucu oluşmaktadır. Sağlılı, huzurlu, sürekli genç ve dingin hissettiğimiz bir yaşam için sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimi haline getirmeyi bilmemiz gerekir. Sağlıklı beslenen bir ruh ve beden daima gençtir ve her nefeste var oluşunu sonsuza değin sürdürür.

Organizmamızı oluşturan en küçük yapı taşlarımız olan hücrelerimizin en değerli besin kaynağı oksijendir. Oksijen, hücre yenilenmesini sağlar. Bedene canlılık, enerji ve zindelik verir. Ruhsal olarak da dinginlik ve farkındalık sağlamaktadır. Bedenimizi ve ruhumuzu oksijenden zengin bir biçimde beslemek için ise doğru nefes alıp-vermeyi hatırlamamız gerekiyor. Herşey bir nefes ile başladı. Kendi ritminde doğal akan nefesimiz bedenimize ve ruhumuza bol miktarda oksijen sağlıyordu. Yaş almaya başladıkça yavaş yavaş çevresel etkenlerin ve kendi iç dünyamızda oluşturduğumuz işlevesel olmayan düşünceler ve duygular sonucunda nefes alma-verme dengesini birçoğumuz kaybettik. Hücrenin en önemli besin kaynağı olan oksijenin vücudumuzdaki yoğunluğunu kaybetmesi beraberinde bağışıklık sistemimizin zayıflamasına, cildimizin nemini ve suyunu kaybederek kurumasına, sarkmasına sebebiyet vermekte ve ruhsal bozuklukların deneyimlenmesine zemin hazırlamaktadır. Nefes alış veriş doğamız yaşamımızın bir özetidir. Bilinçli olarak nefes üzerine odaklanıldığında ve nefes alış-veriş dengesi düzenlendiğinde , iç dünya  ile dış dünya arasındaki bağ güçlenir ve dinginleşir böylece yaş almak bir sanata dönüşür.

Zihin ve beden bir bütündür. Beden, zihnin göz ile algılanan somut formudur. Nefes ise beden ile zihnimiz arasındaki sihirli köprüdür. Sihirli köprünüzü nasıl inşa edeceğiniz, içeriğinde hangi tür malzemeler kullanacağınız sizin yaşamınızdaki bilinçli seçimleriniz ile biçimlenmektedir. Yaş almak Dünya hayatının kaçınılmaz bir gerçeğidir. Cildimizde yaşadığımız yaşam tecrübelerine bağlı olarak bilgelik izleri oluşacaktır. Modern tıp ciltteki yaş almaya bağlı oluşan  belirtileri yavaşlatmada ve azaltmada oldukça yol  kat etmiş olsa da cilt sağlığının güzelliğinin arkasında her zaman “öz”ün / ruhumuzun güzelliği var olmaktadır. Hatırlayın; güzellik her zaman içten parlar. İç dünyanın uyumu ve ahengi, dış dünyaya yansımaktadır. Sağlıklı olma hali ancak ruh-zihin ve beden bütünlüğü ile sağlanır. Metabolizmanıza uygun yiyecek ve içecekleri tüketerek, düzenli ve dingin uyku alışkanlıkları geliştirerek, inançla-sevgiyle-eğlenerek, gülerek manevi ilişkilerinizi sürekli canlı kılarak yaş ilerlese de bir nefeste genç kalmak ve hissetmek mümkün!

 

Yazdır