Sevginin Gücü Adına Vesta 77

13-01-2017

BAĞIMLIYA BAĞIMLILARDAN MISINIZ? GERİ
Şu an sürecinde bulunduğumuz hızlı tepki verme kültürü, kendi özümüzle olan bağımızı zedelemektedir. Gündelik yaşamın koşuşturması içersinde kim olduğumuzu, ne istediğimiz, ne hissettiğimizi, neden Dünya gezegeninde beden almayı seçtiğimizi unutmuş durumdayız. Dışarıya o kadar çok odaklandık ki; beynimiz bizim için en iyi olana odaklanan organımız da sürekli en derinlerdeki arzularımızın tatmini için dışarıya yönelir oldu. Mutluluğu pembe dizi serüvenlerinde, satın aldığımız nesnelerde; heyecanı yarışma programlarında, sevgilimizden gelen mesajlarda huzuru daha çok mesai harcayarak elde edeceğimiz maddi kazanç ile satın alabileceğimize dair oluşturduğumuz inançlarımızda, başarıyı en iyi olmak yönünde sergilediğimiz amansız mücadelelerde ararken her an sahte benlikler geliştiriyoruz. Sürekli hissettiğimiz tamamlanmamışlık hissiyatı bizleri daha fazla almaya, daha fazla çalışmaya aslında bir bakıma kendimizi daha fazla yok etmeye yönlendiriyor. Olduğumuz halimizle tam, bütün ve mükemmel bir varlık olduğumuzu unutmuş haldeyiz. Kendimiz ile sürekli savaş halindeyiz bu da dış dünyada büyük kaoslar ve acı hissiyatları deneyimlememize neden oluyor. Böylece ölüm ve acı deneyimleri bizlere gerçekten kendimiz olmamız için bizlere bir şans sunmaktalar. Ölümün varlığı yanılsamalarımızdan ve geliştirdiğimiz sahte benliklerimizden ayrışabilmemiz ve uyanabilmemiz için farkındalığımızı arttırmakta. Her birimiz bağımlı bireylere nasıl dönüştük? Kendimiz olmayı tercih etmek yerine toplumun bizi onaylayacağı, sevip koşulsuz bir şekilde kabul edeceği davranışlarımızı pekiştirirken sürekli zihnimizi dinleyerek gerçek öz benliğimiz ile bağlantımızı kopardık. Öz benliğimizin yerine sahte bir benlik yapılandırarak bağımlıya bağımlı bireylere dönüştük. Bağımlıya bağımlı olan bireylerin genel özellikleri; sürekli kendilerine acı duyumsattıran deneyimler döngüsü yaratırlar, başkalarının ihtiyaç ve gereksinimlerine çok fazla odaklanırlar, diğerinin istediği dışında onun/onların sorumluluğunu üstlenir sonrasında bu durumdan şikayet ederek kurban rolüne bürünürler, kendilerini çok fazla eleştirirler ve suçlama eğilimi gösterirler, herşeyi kafalarına takar ve her olayı zihinlerinde büyütürler, konuşmaları genellikle diğer insanların duyguları, düşünceleri ve davranışları üzerinde odaklanır, kontrolcü davranışlar sergiler ve herşeyi kontrol edeyim derken asıl kendilerini engellerler ve böylece yoğun bir öfke duygusu hissederler, olanı olduğu gibi kabul etmekte zorlanırlar sürekli zihinlerini birşeyler ile meşgul ederek gerçek ile yüzleşmekten kaçınırlar. Duygusal olarak sürekli bir diğerine bağımlıdırlar, herşeyi bir diğeri ile yapmak isterler. Sağlıksız iletişim kurarlar dillerinde sürekli suçlayıcı ve öğüt verici kelimeler vardır, diğer insanlarla olan ilişkilerinde sınırları sağlıksızdır, kendi ihtiyaçları yerine bir başkasının ihtiyaçlarını tatmin etmeye yönelirler, bağımlıya bağımlı kişiler genel olarak güven eksikliği deneyimlerler çünkü bir diğeri olmadan kendi var oluşları ile temastan tamamen kaçınırlar, Bağımlığa bağımlılık öz benliğin unutulmasıdır. Kişi kendisi ile olan ilişki bağını zedeler ve duygularını açıkça ifade edemediği, davranışsal kuralların olduğu kendine acı hissettiren sağlıksız sevgi bağı olmayan ilişkiler geliştirir. Yaşam döngüsünde kurtarıcı, memnuniyetçi, mükemmeliyetçi, kurban ya da bağımlı bir rol üstlenerek yaşamını kendisi olmadan sürdürmeye çalışır. Bağımlıya bağlı kişiler yaşam enerjileri ile bağlantılarını koparırlar. Yaşam enerjileri ile bütünleşmelerinin yolu deneyimledikleri acı duygusunu bir dönüşüm aracı olarak kullanarak farkındalıklarını geliştirmek üzerine olmalıdır. Özündeki çocuğu yeniden keşfetmek ve özgür bırakmak için, fiziksel-zihinsel-duygusal-manevi ihtiyaçlarının yeniden farkında olmak ve ben kimim? Sorusunun yanıtını bulabilmesi için bireysel terapi seanslarından faydalanması gereklidir.
Yazdır